Misir

KaraDeniz Media

Karadeniz Medyasi

Misir

Mısır’dan Etiyopya’ya “savaş” yanıtı

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, “Etiyopya, Mısır’ın savaş davulları çaldığını iddia ediyor. Son 6 yıldır hiçbir Mısırlı yetkili, savaş söylemini dile getirmedi.” dedi.

Devlet televizyonunda bir programa canlı bağlanan Şükri, Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedu Andargachew’in, “ortak anlaşma olmasa da temmuzda barajda su tutulmaya başlanacağı”, “Mısır’ın Birl emiş Milletler Güvenlik Konseyine başvurmasının, Etiyopya’nın kalkınma hakkına bir etkisinin olmayacağı”, “Mısırlıların siyasi kumar oynadığı ve bazılarının savaş çıkmasını istediği” yönündeki açıklamalarını değerlendirdi.

“Bu gibi açıklamalar kışkırtıcı olarak nitelenir. Tek taraflı uygulamaların (temmuzda barajda su tutulmaya başlanması) önüne geçmek için BMGK’ya başvurduk.” diyen Şükri, BMGK’da konunun ele alınacağı ve ülkelerin neye saygı duyacağının belirleneceği aleni bir toplantı yapılmasını beklediklerini söyledi.

“Etiyopya, Mısır’ın savaş davulları çaldığını iddia ediyor” diyen Şukri, son altı yıldır hiçbir Mısırlı yetkilinin savaş söylemini dile getirmediğini kaydetti.

Şukri, Etiyopya-Sudan sınırındaki mevcut gerginlikte Mısır’ın rolü olduğu iddialarının da doğru olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın, Nil Nehri’nin iki kolundan Mavi Nil’in yatağını değiştirerek Hedasi Barajı’nın inşasına başlamasıyla bölge ülkeleri arasında nehir sularının kullanımı konusunda anlaşmazlık çıkmıştı.

Müzakerelerden sonuç alınamıyor

Üç ülke arasında yıllardır süren ve nihai çözüme ulaşılamayan müzakerelerden geçen hafta da sonuç alınamamıştı.

Mısır, müzakerelerin tıkanmasının ardından hafta sonu Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyinden “soruna adil çözüm bulunması” için müdahalede bulunmasını istemişti.

Elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını hidroelektrik santrallerinden sağlayan Etiyopya, Afrika’nın en büyüğü olacak Hedasi Barajı ile yetersiz enerji üretimini gidermeyi amaçlıyor.

Etiyopya, ortak anlaşma olmasa da temmuzda barajda su tutulmaya başlanacağını açıklamıştı.

Etiyopya ayrıca dün yaptığı açıklamada, Hedasi Barajı’nın yüzde 74’ünün tamamlandığını duyurmuştu.

Türkiye’den çok net mesaj: Artık şansını kaybetti

Alman Süddeutsche Zeitung Gazetesi’ne konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya meselesi ile ilgili “Çözümde Hafter’e yer olacak mı?” sorusuna da “Hayır, Hafter şansını kaybetti. Artık geçti. Sayın Merkel’in de Hafter’in Berlin’deki tavrından ne kadar düş kırıklığına uğradığına bizzat şahit oldum” şeklinde cevap verdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin koronavirüs salgını nedeniyle aldığı tüm sağlık güvenliği tedbirlerine rağmen Almanya’nın Türkiye’ye seyahat uyarısı ve riskli bölge kararının hiç bir haklı gerekçeye dayanmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, bu kararın sadece Türkiye’yi değil, Alman vatandaşlarını ve Alman şirketlerini de cezalandırmak anlamına geldiğini eleştirdi. Çavuşoğlu şöyle dedi:

“Bu bizi çok büyük düş kırıklığına uğrattı. Ama sabrımızı yitirmedik. Berlin’in seyahat uyarısı objektif kriterlere dayanmıyor. Bizim için Alman turistlerin sağlığı bizim kendi vatandaşlarımızın sağlığından daha az önemli değil. Biz, havaalanlarında, otel transferlerinde, restoranlarda ve tüm başka yerlerde turistlerin güvenliğine yönelik çok geniş tedbirler aldık. Turistik tesislerin sertifika alması gerekiyor. Bu talepleri yerine getiremeyen tesislere izin verilmiyor. Sertifika düzenleme ve kontrolleri TÜV-Süd’le beraber bir Alman şirketine daha verdik. Biz güvenli taraftayız.”

Almanları da cezalandırıyor

Seyahat uyarısı kararının gerçekçi olmadığını eleştiren Çavuşoğlu, “Ben seyahat uyarısı için bir gerekçe göremiyorum. Bu haksızlık. Bizim sağlık sistemimiz Alman sağlık sistemi gibi dünya çapında en iyilerinden. Bunu pandemi salgınında gösterdik” diye konuştu.

Çavuşoğlu kararın sadece Türkiye’yi değil, Almanları da cezalandırmak anlamına geldiğine vurgu yaparak şöyle dedi:

“Bununla sadece biz değil, Alman vatandaşları da cezalandırılıyor. Sadece turistler değil. Türkiye seyahat sektöründe çok sayıda Alman şirketi var. Antalya hava limanını Fraport işletiyor. Tüm bunlar tam bir düş kırıklığı. Ama biz bu krizin üstesinden birlikte geleceğiz.”

Kimseyi geri çevirmiyoruz

Bakan Çavuşoğlu, Balkan güzergahında mülteci sayısının arttığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Biz gelen mülteciyi geri çevirmiyoruz. Ama başka bir ülkeye gitmek isteyeni de alıkoymuyoruz. Türkiye 10 yıldır çok ağır bir mülteci yükü çekiyor. Korona kriziyle bu çok daha ağırlaştı. Mesele, Avrupa ödüyor, Türkiye mültecileri tutuyor meselesi değil. İşbirliğine ihtiyaç var. Biz artık bir çözüm üretmeliyiz.”

Libya’da siyasi çözüm istiyoruz

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin Libya politikası üzerine soruyu ise şöyle cevaplandırdı:

“Biz Libya’da darbecilerin değil, meşru hükümetin tarafındayız. GNA Hükümeti muharebede zaferler elde etti, ama darbeci Hafter saldırılarına devam ediyor. Türkiye güçler arasında bir denge sağladı. Şimdi sırada ekonomi geliyor. Hükümet Hafter’den kurtarılan bölgelerde vatandaşlarının su, elektrik, hizmet gibi ihtiyaçlarını da karşılamak zorunda. Bütün bunlar para. Ama Hafter, Libya hükümetinin petrol satabilmesini engelliyor. Türk şirketlerinin başlattığı altyapı projeleri savaş nedeniyle tamamlanamadı. Libya hükümetiyle ekonomik işbirliğini nasıl güçlendireceğimizi konuştuk. Ülkenin mali yardıma ihtiyacı var.”

Çavuşoğlu Libya’daki çatışmalara taraf olan diğer ülkeler gibi Türkiye olarak ülkedeki hammadde yataklarını soyma niyetiyle yardım etmediklerini vurguladı ve “Türkiye siyasi çözüm istiyor, barış istiyor. Silahlar sustuktan sonra bir yol haritası geliştirilmesi gerekiyor. Bunu da konuştuk” dedi.

“Şansını kaybetti”

Çavuşoğlu, çözümde Hafter’e yer olacak mı sorusuna, “Hayır, Hafter şansını kaybetti. Artık geçti. Sayın Merkel’in de Hafter’in Berlin’deki tavrından ne kadar düş kırıklığına uğradığına bizzat şahit oldum. Başbakanlığa bile gelme ihtiyacı göstermedi. Hafter bizim Moskova’da ateşkes için çabamızı da bir fırsat olarak kullanmadı. Saldırmayı tercih etti ve ülkenin başına geçmek istediğini açıkladı. Şimdi sıkışınca, ateşkese ilgi duydu” yanıtını verdi.

Çavuşoğlu, Rusya da konuya böyle mi bakıyor sorusuna, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Putin’e Hafter’in bir darbeci olduğu ve onun arkasında durmaması yönünde uyarıda bulunduğunu söyledi ve “Libya’nın bütünlüğü için birlikte çaba göstermeliyiz. Burda ABD de etkili olabilir. AB ve Afrika Birliği’nin rolü de önemli” dedi.

Yunanistan’a net mesaj

Çavuşoğlu Yunanistan Başbakanı Mitçotakis’in Libya konusunda Türkiye hakkındaki sözlerine yönelik soruya ise “Yunan Başbakan önce aynaya bakıp, kendine nerde hata yaptım diye sorsun. İktidara gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine Akdeniz’de işbirliği teklif etti. Ege’deki karasuları sorununu çözebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunları konuşmak istedi. Ama Atina yanaşmadı. Yunanistan, Fransa ve AB’yle bir olup bize karşı çalışmak yerine oturup bizimle görüşsün. Atina’nın bizi dışlamaya çalışması boşuna. Biz kendi çıkarlarımızı ve Kuzey Kıbrıs’ın çıkarlarını savunacağız” cevabını verdi.

Dışişlerinden Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE’nin ortak bildirisine tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE’nin ortak bildirisiyle ilgili, “Hesapları Türkiye tarafından bozulduğunda hezeyana kapılan bir grup ülkenin ikiyüzlüğünün ibretlik bir örneğidir.” dedi.

Sözcü Aksoy, Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanları tarafından kabul edilen ortak bildiri hakkındaki Bakanlığa yöneltilen bir soruya yazılı cevap verdi.

Aksoy, şunları kaydetti:

“Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE Dışişleri Bakanlarının bugün Doğu Akdeniz ve Libya konusunda yayınladıkları ortak bildirinin, takip ettikleri politikalarla bölgesel kaos ve istikrarsızlık peşinde koşan, halkların demokrasi ümitlerini darbeci diktatörlerin fütursuz saldırganlığına kurban etmekte beis görmeyen, ancak hesapları Türkiye tarafından bozulduğunda hezeyana kapılan bir grup ülkenin ikiyüzlüğünün ibretlik bir örneğidir.”

Yunanistan ve GKRY’nin Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile diyaloğa girmek yerine, konuyla ilgisiz bölge dışı aktörlerden medet ummalarının, ancak mandacı ve sömürgeci bir mantığın eseri olabiliceğini belirten Aksoy, Türkiye’nin uluslararası hukuk temelinde meşru menfaatlerini korumak amacıyla attığı adımların haksız ve hukuksuz gerekçelerle çarpıtılmasının asla kabul edilemez olduğuna işaret etti.

Aksoy, aynı durumun Mısır için de geçerli olduğunu, bu ülke yöneticilerinin kendi halkının menfaatlerini ve haklarını korumak yerine, bunlardan çoktan feragat etmeyi tercih etmiş gözükmekte olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Doğu Akdeniz’le hiçbir alakası olmayan BAE’ni ise diğer ülkelerle bir araya getiren, Türkiye düşmanlığından başka bir şey değildir. Bu ülkenin hem bize, hem Libya’ya karşı sabıkası bellidir. Barış Pınarı Harekatımızla Suriye’de bir terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa’nın ise, bu ruh hali içinde Türkiye’ye karşı oluşturulan şer ittifakının hamiliğine soyunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu ülkeleri aklıselime, uluslararası hukuka ve teamüllere uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Bölgemizde barış ve istikrar şer ittifakları ile değil ancak samimi ve gerçek bir diyalog ve işbirliği ile tesis edilebilir.”

Ortak bildiri

Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Fransa, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e bağlı milislerin sivil can kayıplarına yol açan saldırılarına değinmeden “Libya’daki taraflara ateşkes çağrısı” yapmıştı.